






![]() |
Spartak Moscow - Amkar : 1-1Rusya liginde oynanan Spartak Moscow - Amkar : 1-1 maçının tüm gollerini izlemek için tıklayınız 06.04.2008 20:49:33 |
![]() |
Borussia Dortmund - Bayer Leverkusen : 2-1Almanya liginde oynanan Borussia Dortmund - Bayer Leverkusen : 2-1 maçının tüm gollerini izlemek için tıklayınız 06.04.2008 20:48:18 |
![]() |
Bayern Munchen - Bochum : 3-1Almanya liginde oynanan Bayern Munchen - Bochum : 3-1 maçının tüm gollerini izlemek için tıklayınız 06.04.2008 20:46:59 |
![]() |
Barnsley - Cardiff City (FA Cup) : 0-1İngiltere liginde oynanan Barnsley - Cardiff City (FA Cup) : 0-1 maçının tüm gollerini izlemek için tıklayınız 06.04.2008 20:45:49 |
![]() |
Everton - Derby County : 1-0İngiltere liginde oynanan Everton - Derby County : 1-0 maçının tüm gollerini izlemek için tıklayınız 06.04.2008 20:44:12 |
| 1. | Aragones: Fenerbahçe İle İlgili Güzel Şeyler Konuşacağız |
| 2. | G.Saray´da Transfer Bitti Mi? |
| 3. | Cimbom İkinci Ribery´sini Arıyor |
| 4. | Sır Küpü Güiza |
| 5. | Carrusca´da Mutlu Son |
Çok fazla uzaklara gitmeyin. Bundan 4-5 sene önce Türkiye ve Türk takımları Avrupa'da zirveye oynuyorlardı. Her geçen sene başarımıza başarı katacağımıza, inanılmaz bir düşüş yaşamaya başladık. Bu değişimin sorumlusu veya sorumluları kimlerdi?
Bu değişim rüzgarlarına neden olan bir çok faktör var. Eğer bu faktörleri bir sıralamaya koyarsak, şu şekilde sıralanma olasılığı yüksektir:
1) Teknik ekibe duyulan güvenin 2-3 maç sonunda yitirilmesi,
2) En ufak bir olayı inanılmaz büyüten medyamız,
3) Yanlış transfer politikası izleyip, takımlarımızın hem bütçe açığına hemde yanlış futbolcu seçimine neden olan yöneticiler.
Yöneticiler: "biz teknik ekibin arkasındayız" sözlerini devamlı medyaya yansıtırlar. Yalnız bu sözler sadece 2-3 yenilgi sonunda söylenir. Bu yenilgi sayısı arttıkça bu tür açıklamalar azalır, yöneticiler yerlerine şu sözleri sarfederler: "yönetim kurulu olarak toplanıp teknik hocamızın durumunu tartışacağız."
Bu durumdan anlaşılıyorki, futbol anlayışımız tam anlamıyla oturmamıştır. Sezon başı getirilen bir hocadan ilk sene herkes başarı bekler. Eğer bu hoca 3 büyük kulüpten birinin başındaysa o zaman hiç zaman kaybetmeden hemen şampiyonluk beklenir. Fakat bu çok yanlıştır! Herhangi bir tanımadığımız şehre gittiğimiz zaman nasıl yabancılık çekip, uyum sorunu yaşıyorsak, yeni gelen hoca da, takım içinde 1-2 sene bu sorunları yaşayacaktır. Takımı ve futbolcuları tanıyıp, kendi sistemini takıma yansıtmaya çalışacaktır. Bunlarda zaman isteyen bir süreçtir. Ama biz başta medyamız olmak üzere, futbol adamları ve futbol izleyicileri olarak en ufak bir tahammülümüz olmadığı için takımlarımız başarısızlıklarla dolu seneler geçiriyor. Bir hocanın takımda kalıp kalmayacağını %50 medya faktörü etkiliyor. Medyanın takıma karşı yaptığı inanılmaz baskı sonucu yöneticiler dayanamayıp faturayı hocaya kesiyor. Sonuç ne oluyor? Sezon başı getirilen hocanın istediği transferler, futbolcuların tam sisteme alışırken birden hocanın gitmesi ve kulübün otoritesinin bozulmasına sebeb oluyor.

Bir zamanlar, Türkiye Milli Takımı, Dünya Kupasında 3.lük yaşamıştır. O günden sonra başta Milli Takım olmak üzere birçok kulübümüzde düşüş yaşandı. Bugünlerde ise 3.lüğü kazanan ekipten ve futbolculardan eser yok. Avrupa Fatihi olarak anılan Galatasaray takımı bugünlerde Avrupa sahnelerinde görünmez adam rolünü oynuyor. Takım, 2000 yılında kazandığı UEFA kupası başarısından sonra inanılmaz bir düşüş yaşadı. 2007 yılına geldiğimizde, gırtlağa kadar borç batağında, yönetim, teknik heyet ve futbolcularda bir huzursuzluk almış başını gidiyor.. Bir zamanlar Galatasaray ile birlikte Avrupa'da görülen Beşiktaş ise Avrupa'nın A'sını unutur oldu. Avrupa kulüplerine kök söktürürken, nedensiz bir şekilde düşüş yaşayıp, Avrupa'ya merhaba demeyi unuttular. Bugünlerde ise Türkiye'yi Avrupa'da temsil etmeye çalışan kulübümüz olan Fenerbahçe'ye gelecek olursak; her geçen sene Avrupa'da tecrübe edinmesine rağmen, yanlış transferler ve devamlı değiştirilen teknik heyetten ötürü bu tecrübeyi doğru kullanamıyor. Zira Fenerbahçe takımının oturmuş bir heyeti ve kadrosu olursa 7 sene önce Galatasaray'da gördüğümüz başarıları bugünlerdede görme ihtimalimiz oldukça fazladır.
Türkler olarak birçok yeniliğimizi batıdan aldık. Batıdan alıp getirdiğimiz yenilikleri kendi içimizde geliştirdik. Fakat her zaman batı kültürünün arkasında kaldık. Bu durum futbol'a da yansımıştır. Avrupa futbolunu her zaman arkadan takip etmişizdir. Onlar, yapar ve bitirir, yeni çalışmalar içerisine girerler. Biz belli bir süre sonra onların bitirdiklerini kendi futbolumuza yansıtırız. Fakat biz onların bitirdiklerini kendi futbolumuza yansıtırken onlar yeni çalışmalarını çoktan bitirmiş olurlar. Yani diyeceğim o dur ki, biz giderken, onlar dönüyordu..
Avrupa'da, birçok kulüp takımın başına getirdiği teknik adama her zaman sahip çıkmıştır. Medyaya, hocalarını bir yem olarak atmamış, onları her yenilgi sonrasında kollamışlardır. Bu süre zarfında hoca takımına kendi sistemini sindirmiş, lig olmak üzere Avrupa'da takır takır futbolunu sergilemeye başlamıştır. Bu durumda ise takım hocaya, hoca takıma alışmaya başlamıştır. Uzun yıllar takımda kaldığından dolayı birçok başarıya imza atmıştır. Aklıma ilk gelen örnekler ise, Manchester takımının efsane teknik direktörü, Alex Ferguson ve ilk geldiği zamanlarda büyük eleştri toplayan fakat daha sonra oynattığı futbol ile göz dolduran Barcelona teknik direktörü, Frank Rijkaard'dır.
Geleceğimize Sahip Çıkalım!
Türk futbolunda devamlı yetenekli futbolcu yetişmiyor. Bu yetişen yetenekleride ister istemez bir çırpıda harcıyoruz. Buna son vererek, bu yetişen gençlerimize sahip çıkıp, onları istedikleri yere getirmelerinde yardımcı olalım. Hepimiz insanız ve hata yapabiliriz. Bu gençlerimizde elbet hata yapabilirler. Bizler bu hataların onlara bir ders olduğunu hatırlatıp, bir daha tekrarlanmaması için önlem almalıyız. Tabi önlem alırken futbolcuyu kaybetmemeye özen göstermeliyiz.
Bugün ve gelecek yıllarda Türk futboluna hizmet edecek bir çok yeteneğimiz var. Bu yeteneklerimize sahip çıktığımız derecede futbolumuz gelişir ve güzelleşir. Sizlere 3 büyüklerimizde top koşturan ve gelecek vaad eden futbolcularımızdan oluşan kısa bir liste sunuyorum..
Beşiktaş: Serdar Kurtuluş, Mehmet Sedef, Serdar Özkan, Burak Yılmaz, Emre Özkan, İbrahim Kaş ve Kenan Özer
Fenerbahçe: Kerim Zengin, Can Arat, Olcan Adın ve Gürhan Gürsoy
Galatasaray: Uğur Uçar, Ferhat Öztorun, Mehmet Güven, Aydın Yılmaz, Oğuz Sabankay, Arda Turan, Aydın Yılmaz ve Özgürcan Özcan
Ayrıca sitemizin yazarlarından, Mustafa Budak'ın bu konu hakkında yazdığı "Yetenek Avcısı" adlı yazısını okumanızı tavsiye ederim.
http://futbol.turksportal.net/makale/futbol/737/
O günün Frenc Puskas'ı bugünün Arda Turan'ı mı?
Bir gazetede, 1950'li yılların efsane futbolcusu Frenc Puskas'ı, Galatasaray'ın genç yıldızı Arda Turan'a benzetmişlerdi. Hem teknik açıdan, hemde fizik açısından birbirlerine çok benziyorlar. Arda Turan için biraz erken bir benzetme olabilir ama Puskas'ın maçlarını izledikten sonra Arda Turan'ın Puskas'a teknik açıdan benzediği yönüne katılmaya başladım. Puskas muhteşem kullandığı sol ayağı, bazılarına göre Dünya'nın en etkili şutlarının çıkış noktası olarak gösterilir. Bugün ise Galatasaray takımında iki ayağınıda muhteşem kullanan Arda'nın bugün hem Galatasaray'da hemde Türk Milli Takımı'nda oynadığı süre zarflarında ayağından çıkan pasların inanılmaz olduğu gözlemleniyor. Arda'nın topu ayağında çok iyi kontrol etmesi bana göre Puskas'a en çok benzeyen yönü.
Not: Sizlere bu konuyla ilgili bir birleştirilmiş video koyacaktım fakat Youtube sitesinin Türkiye yayını durdurulduğu için koyamıyorum.
Yılmaz Vural'a Şans Verin!
Antalyaspor - Fenerbahçe maçından sonra Lig TV'ye konuşan Vural açıklamasında, "Medya olarak ne zaman benim arkamda durdunuz, ne zaman beni desteklediniz. Ben kendimi zaten yerli antrenör olarak görmüyorum çünkü Avrupa'da yetiştim. Türkiye'de hiç kimse üç büyüklerin başkanına gidip (Ya orada bir Yılmaz Vural var görmüyor musunuz) demedi.. Ben üç büyüklerin başında olsam bırakın Mart'ı Mayıs'ta bile bir takımımızı Avrupa'da görürdük" dedi.

Sayın Vural bu kadar çarpıcı bir açıklama yaptığına göre bir bildiği vardır. Biz yıllardır yabancı teknik hocalara milyon dolarlarca para harcıyoruz. Sonuç ne oluyor? Bir sene dahi sabredemeden teknik adamı gönderiyoruz.. Madem gönderecektik neden aldık? Eğer bir senemizi yabancı teknik adamlara verebiliyorsak, Türk teknik adamlarınada bir o kadar şans vermeliyiz diye düşünüyorum. Sonuçta bu hocalar bizim hocalarımız ve bunların kıymetini bildiğimiz takdirde Avrupa'da teknik adamlarımızın isimleri duyulmaya başlayacaktır. Bugün 3 büyükler dışında Avrupa'da boy gösteren fazla takımımız yok. Anadolu takımlarında yıllarını geçiren bu hocaları oralarda heba ediyoruz. Sadece Vural değil tüm hocalarımıza şans vermeliyiz. Bugün Yılmaz hoca dahil olmak üzere birçok tecrübeli ve genç teknik adamlarımız var. Bunların bir Fatih Terim, bir Mustafa Denizli, bir Şenol Güneş olmaları için şansa ihtiyaçları vardır. Bu şansı vermediğimiz takdirde elimizdeki bu teknik adamları yitirmiş oluruz..
Genç teknik adamlarımızın başında; Ertuğrul Sağlam, Bülent Korkmaz, Rıza Çalımbay, Mehmet Özdilek ve Aykut Kocaman geliyor.. Bunlar 3 büyüklerde top koşturmuş efsane futbolcularımızdır. Süper Lig'i şöyle bir hayal edin, Galatasaray'da Bülent Korkmaz, Beşiktaş'ta Ertuğrul Sağlam ve Fenerbahçe'de Aykut Kocaman yönetimindeki 3 büyüklerimizi izliyoruz..
mail: eraydengiz@turksportal.net
![]() |
Arkadaşına Gönder |
Yazılım ve Tasarım: Turksportal İnternet Grubu
Hakkımızda | Reklam | Kullanıcı Sözleşmesi | Haber Paylaşım Servisi
Alt/Kardeş Sitelerimiz: Football Manager | Futbol | Forum | Canlı Skorlar ve Haftalık İddaa Programı | Futbol Oyunları | Maviboyut | Burçlar
Bu siteyi ziyaret eden herkes kullanıcı sözleşmesindeki şartları koşulsuz olarak kabul etmiş sayılır.
Turksportal.net en iyi 1024*768 ve üstü çözünürlüklerde görüntülenir. Microsoft İnternet Explorer 6.0, Opera 9 ve Mozilla 1.7 tarayıcılarında test edilmiştir.
Bu site XHTML 1.0 ve CSS 2.0 kurallarına uygun kodlanmıştır.
Bu sayfa 0,031 saniyede oluşturuldu.

06.04.2008 20:49:33
06.04.2008 20:48:18
06.04.2008 20:45:49