Toplam Üye:145528
Futbol Ana Sayfa Üyelik Kaydı
Turksportal Futbol
Yükleniyor...
Türkiye
Fortis Türkiye Kupası
Dünya Ligleri
Uluslararası Kupalar
Arama

* Turksportal Arama işlemleri Google.com arama altyapısı ile yapılmaktadır.
Goller

Spartak Moscow - Amkar : 1-1

Rusya liginde oynanan Spartak Moscow - Amkar : 1-1 maçının tüm gollerini izlemek için tıklayınız
06.04.2008 20:49:33

Borussia Dortmund - Bayer Leverkusen : 2-1

Almanya liginde oynanan Borussia Dortmund - Bayer Leverkusen : 2-1 maçının tüm gollerini izlemek için tıklayınız
06.04.2008 20:48:18

Bayern Munchen - Bochum : 3-1

Almanya liginde oynanan Bayern Munchen - Bochum : 3-1 maçının tüm gollerini izlemek için tıklayınız
06.04.2008 20:46:59

Barnsley - Cardiff City (FA Cup) : 0-1

İngiltere liginde oynanan Barnsley - Cardiff City (FA Cup) : 0-1 maçının tüm gollerini izlemek için tıklayınız
06.04.2008 20:45:49

Everton - Derby County : 1-0

İngiltere liginde oynanan Everton - Derby County : 1-0 maçının tüm gollerini izlemek için tıklayınız
06.04.2008 20:44:12
Tüm Golleri İzle

Dünya Bizi İzlemeli

08.07.2007 | 

Koray Düşova yazdı

Türkiye futbolu,başlı başına yıllardan beri kapalı bir kutu gibi,dışarıdan bir yabancı gözüyle bakıldığında hem çok merak edilen hem de ilgi uyandıran futbolculara sahip,modern bir Müslüman ülkesi Türkiye …

 

Avrupa ve Asya’ya sınırı olan müslüman bir futbol ülkesi ..Yani Avrasya’da varolan özel bir ülke Türkiye…Global futbol dünyasında Avrupa’lı ve Asya’lıların gıpta ettiği futbolcu yetiştirme konusunda yetenek sorunu olmayan bir ülke Türkiye… Peki Türkiye, futbolunu Dünya’ya tanıtabiliyor mu? İzletebiliyor mu? Dünya’da hangi ülke Türkiye ligi’nde ki yıldızları görebiliyor? Zaman Gazetesi’nden Yasin Tuncer’in araştırması tüm gerçeği gözler önüne serdi aslında…Tuncer’in haberinde anlattığına göre Türk futbolu, dünya üzerinde hak ettiği payı alamıyor. İngiltere, İspanya, İtalya, Almanya ve Fransa'dan oluşan Avrupa'nın beş büyük liginin ardından Turkcell Süper Lig, "en değerli 6. lig" konumuna yükseldi ancak Türkiye, Süper Lig'in bu değerini dünya üzerinde kullanmıyor(!) dikkat edin kullanamıyor demiyorum çünkü kullanmıyor.

Uyguladığı yanlış pazarlama politikası yüzünden bu durumun baş sorumlusu olarak ta Futbol Federasyonunu gösteriliyor.

 

 

Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanı Levent Bıçakçı bu konuda şöyle görüş bildiriyor; Türk futbolunun kendini dışarı pazarlayamaması çok önemli bir sorun. Öncelikle ligimizin yurtdışında duyurulması, Uzakdoğu'da, Çin'de, Japonya'da maçlarımızın naklen yayınlanması lazım. Almanya'da maçların gündüz 11'de başlaması konuşuluyor; çünkü Bundesliga'nın Japon televizyonlarına pazarlanması söz konusu. Avrupa'da insanlar Portekiz maçlarını Eurosport'tan izliyor, Türkiye ligini izleyemiyor. Türkiye'nin yurtdışına daha çok lejyoner oyuncu göndermesi gerekiyor. Almanya'daki gurbetçi futbolcularımızın da sayısının artması şart. Şu anki Futbol Federasyonu yönetimi durumun farkında değil. Markalaşma konusunda ciddi araştırmalar yapmıyorlar.

 

Endüstriyel Futbol Uzmanlarından Tuğrul Akşar ise bu konuyu şöyle yorumluyor; Küresel marka olmak için sportif başarı olması lazım, daha sonra mali başarı gelir. Marka kısa sürede oluşmaz, bunun için belirli bir süre gerekiyor. Süper Kupa'nın Azerbaycan'da, Balkanlarda oynatılmasından söz ediliyor. Bence yanlış bir yöntem. Türk futbolu için rekabetin çok olduğu yerlerde, Uzakdoğu'da, Avrupa'da Türklerin zengin olduğu yerlerde pazar ayarlanabilir. Türkiye Futbol Federasyonu'nun bu konuda kendini yeniden yapılandırması lazım. Fransa, Almanya ve İngiltere'de olduğu gibi Süper Lig AŞ gibi ayrı bir birimin olması lazım. İngiltere Premier Ligi 175 ülkede 470 milyon kişi tarafından izleniyor. İngiltere, 1,2 milyar dolar Premier Lig'in yayın hakkını dünyaya satıyor. Türk futbolu hak ettiği payı alamıyor. Süper Lig dünyada yıllık 1 milyar dolar gelir oluşturabilir.

 

 

Bir başka uzman ,Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi (FESAM) Koordinatörü Doç. Dr. Kutlu Melih ise daha önemli bir noktaya parmak basıyor; Türk futbolunda kurumsallaşma ve tanıtım zafiyetinin olduğunu söylüyor. 1999-2000 sezonunda UEFA Kupası'nı kazanan Galatasaray'ın aynı zamanda İslam dünyasının da şampiyonu olduğunun altını çizen Melih, "G.Saray'ın, o zaferi Müslüman ülkelerinde coşkuyla karşılandı. Arap ülkelerinde, Afrika'da Galatasaray için büyük bir pazar oluştu. Ancak bu pastadan faydalanamadılar." diyerek önemli bir ayrıntıya parmak basıyor. Türkiye Futbol Federasyonu'nun amatörce yönetildiğini belirten futbol endüstrisi uzmanı Melih sözlerini şöyle sürdürüyor: "Futbolu algılayışımızda o kadar sorun var ki. Türk futbolunda ciddi bir liderlik zaafı var. Kulüp başkanları nasıl konuşacaklarını bilmiyor. Bir kere futbol kültürünü bilmiyoruz, öğrenmek de istemiyoruz. Kurumlaşma zafiyetimiz varken Türk futbolu kendine yurtdışında pazar bulamaz."

 

 

Yıllardır Galatasaray’lıların övünerek söylediği bir şey vardır ; ‘’Dünyanın neresine giderseniz gidin,Galatasaray’ı ,Hakan Şükür’ü ,Hasan Şaş’ı , Emre’yi,Ümit Davala’yı herkes tanır’’.Türk milli takımı içinde bu durum geçerli olmuştur.Aslında bu ifade başarısızlığımızı yüzümüze vurmamızdan başka bir şey değil.Türk futbolunu sadece Uluslar arası organizasyonlarda gösterebildiğimizi kendimize itiraf etmemizdir.Çünkü Uefa Kupası’nda olsun ,Dünya Kupası’nda olsun hep Dünya Türkleri izleme şansını bulmuştur.Bu 2 organizasyonda Türk futbolu başarı göstermiştir bu sebeple yabancı insan Türkiye’yi tanıyabilmiş,sempati duymuştur.Peki neden Şampiyonlar Ligi’nde boy gösteren futbolcular tanınmadı? Fenerbahçe,Beşiktaş,Galatasaray’ın yeni jenerasyonlarında ki futbolcuları neden dünya tanıyamadı? Çünkü başarı yoktu,bununla beraber sadece yayın hakları dünyaya pazarlanan organizasyonlar sayesinde izleyebildi herkes Türkleri,fakat diğer Avrupa ligleri çatır çatır yayınlarını başka ülkelere pazarladılar ki bu ülkelerden biride Türkiye’dir.

 

 

Eğer bu iş başarı ile olacak ise, bir başarı var ise bunu dünya görür ve sizden söz eder.Peki başarı olmadan pazarlama olamaz mı? Elbette olur , Alex’in Appiah’ın,Kezman’ın, Lincoln’ün,Ailton’un, Kleberson’un, Marcelinho’nun,Cisse’nin ,Roberto Carlos’un, Linderoth’un, Bobo’nun , Ricardinho’nun ,İnamoto’nun ve başka yıldızların Türkiye’de forma giymesi bir başarıdır.Bu tür isimlerin forma giydiği bir ligi insanlar merak eder,görmek ister.Bir Beşiktaş taraftarı yeni transferi Tello’yu izlemek için nasıl sabahın 4’nde Tv başında olabiliyor ise,diğer ülkelerin insanlarıda yayın saatinde sempati duydukları veya kendi ülkesininin futbolcularını görmek için bu ligi izler.Roberto Carlos ve Zico,Brezilya’da bu futbol adamlarının ne yaptığını görmek istemezler mi sizce?

 

Bu başarı, pazarlama politikasında Türk futbolu lehine kullanılabilir. Nasıl bir Arjantin Ligi ,liginde ki futbolcuların çok tanınmış olmamasına rağmen kendini Türkiye’de pazarlatabiliyor Tv8 ‘de yayınlatabiliyorsa,nasıl bir Fransa ligi kendini Kanal A’da yayınlatabiliyorsa Turkcell Süper Ligi’de bunu başarmalıdır.Biz her yıl 4 büyük avrupa ligini izleyebiliyorsak başka ülkelerde de kendi ligimizi izlettirmeliyiz…

 

Kısa bir örnekle bu işi nasıl yüzümüze gözümüze bulaştırdığımızı belirtmek istiyorum.Geçen sezon İnamoto’yu izlemek için Japonya’dan kalkıp onu izlemeye gelen birçok Japon taraftar mevcuttu,bu kitleyi farkeden bir Japon televizyonu Türkcell Süper Ligi’ni Japonya’da yayınlamak için TFF ile görüşmüş,fakat TV tarafından teklif edilen rakam, talep edilen rakamın altında olduğu için TFF yayın hakkını vermemiş veya Digitürk bu anlaşmayı reddetmiş ,tam bilmiyorum fakat duyduğum kadarıyla iki kuruluştan biri istememiş…

 

Düşünün bir kere, bir Arda Turan’ı bir Bobo’yu bir Tuncay Şanlı’yı ve Yattara’yı dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olan Japonya izleyecekti.Fakat TFF’nin uyguladığı politika sonucu bu iş olmadı. Ülkemizde Brezilya’lı futbolcuların çoğunluğu gözler önünde,bu ülkeden başlanılabilir mesela,fakat birileri bu maçların yayınlanmasını istemiyor olabilir. Digitürk’mü istemiyor yoksa TFF’mi bilemiyorum ama artık bu konuda bir açıklanma yapılması gerekiyor.Kulüpler bu konuda ortak hareket etmeliler diye düşünüyorum. Nasıl yabancı konusunda Federasyon’a taleplerini bildirdiler ise biz maçlarımızın yurtdışında da izlenmesini istiyoruz şeklinde resmi olarak dile getirebilirler.Çünkü bu durum maddi olarak kulüpleri de etkiliyor.Eğer global izlenme yolu açılırsa kulüplerin pastadan payları da yükselir.Artık Türkiye futbolunu dünyaya izletelim,en iyi 6. Lig olarak gösteriliyoruz bunu unutmayalım …

 

 

Copa America'da İstenmeyen Misafir

 

Dünya futbolunun en küçük federasyonlarından biri olan Conmebol (Güney Amerika Futbol Konfederasyonu)’un sadece 10 üyesi bulunuyor .Fifa'ya bağlı olan tam 207 ülke var,bu ülkelerden sadece 10'u Conmebol'un üyesi ,Conmebol’un şampiyonunu belirleyen Copa America’yı bu yüzden Brezilya ve Arjantin hafife alıyor.Yani 10 üyeli bir turnuvada şampiyon olmanın pekte prestijli olmadığını düşünüyorlar.  Copa America’nın daha cazip hale getirilmesi için ‘misafir ülke’ teklifi ortaya atılmıştı.Copa America 2007'de misafir olarak bu doğrultuda ABD ve Meksika davet edildi. Fakat asıl hedefteki ülkeler İspanya ve Portekiz’di. Sömürgecilik döneminde Güney Amerika’nın İspanya ve Portekiz tarafından parsellenmiş olmasının yanı sıra bu ülkelerin liginde en çok top koşturan futbolcuların bu kıta kökenli olmasıda bu isteği güçlendiriyordu.

 

 

 

Copa America 2007, ev sahibi Venezüela ile Bolivya’nın karşılaştığı bir maçla başladı. Başlama vuruşunu iki ülkenin devlet başkanları yaptı. Dünyanın 5. büyük petrol üreticisi olan Venezüela’nın devlet başkanı Chavez, bu organizasyonu kendi lehine çok iyi kullanıyor.Ulusal sporu Beyzbol olan hatta Hugo Chavez'inde sıkı bir beyzbol tutkunu olması bu organizasyonun siyasal nedenlere kaymasına neden oldu.Yani ev sahibi ülkenin Venezüela olması, Copa America’da futbolu ikinci plana itti. ABD karşıtlığıyla Küba’nın yaşlı lideri Fidel Castro’yu geride bırakan Venezüela Devlet Başkanı Hugo Chavez, siyaseti futbolun önüne geçirdi diyebiliriz.Amerika Futbol Milli takımının Venezüela'da misafir ülke olmasına rağmen ,ABD hakkında sert ve sivri açıklamalarına tam gaz devam eden Chavez'in bu tutumu ABD takımını ürtüktmüş olacak ki Orta ve Kuzey Amerika ülkeleri arasında düzenlenen CONCACAF Gold Cup'ta şampiyon olan Amerika'lılar grup maçlarında çok kötü bir performans çizerek grubundan bile çıkmayı başaramadı.Hugo Chavez belki Venezüela'yı gazlayamadı ama Amerika takımınıda bitirdi.Maçlar başlamadan önce Amerika eşleşip onlarla bir maç yapmak istediklerini sıkça dile getiren Başkan Chavez'in bu isteğide gerçekleşmemiş oldu.1998 Dünya Kupası'nda gördüğümüz müthiş eşleşmelerden biri ABD-İran maçıydı,eğer Venezüela-ABD eşleşmesi gerçekleşseydi belkide organizasyon büsbütün siyasallacak fakat tüm dünyanın gözünü dikeceği bir maç olacaktı,keşke başkan Chavez'in istediği olsaydı,böylelikle bir Copa America düzenlendiğini herkes farketmiş olacak,ilgisizlik tersine dönecekti...

 

 

Copa America'nın futbol yönüne gelince,tarhinin en büyük gerileme dönemini yaşayacağını tahmin ettiğim Brezilya'nın, bu kupayı alamayacağına tıpkı 2006 Dünya Kupası için yazmış olduğum ve yanılmadığım Brezilya'nın başarısızlığıyla ilgili yazımda ki gibi kesin gözüyle bakıyorum.Endüstriyel futbolun gerisinde kalan ve değişim sürecine giren Brezilya artık eski Brezilya değil.Bireysel isimlerin skora etki etmesiyle günü kurtaran Brezilya bu sayede sadece maçı kurtarabiliyor.İlk maçlarında Meksika'ya yenilmeleri kesinlikle tesadüf değildi.Brezilya'da ayaklar değil ziyniyet değişmeliydi diye düşünüyorum.Dunga'nın bu değişimi başarıyla kaldırabileceğini de zannetmiyorum.Gerek oynadığı futbol gerekse oynattığı sistemli futbol ile efsane teknik adam Alfio Basile'nin Arjantin'inini en büyük kupa favorisi oldğunu görüyorum.Bununla beraber kupaya kötü bir başlangıç yapmasına rağmen Uruguay'da değişik stiliyle finalist adaylarımdan...

 

 

Van Marwijk Nuri’yi Yanına Aldı

 

Feyenord'a UEFA Kupasını kazandıran B. Dortmund'un eski hocası Bert Van Marwijk bu sezon Feyenord’a tekrar geri döndü. Bu sezon görev yapan Erwin Koeman’la yaşanılan hayal kırıklığının ardından Feyenoyord onunla 2 yıllık sözleşme imzaladı.İlk iş olarak Van Brocnkhorst ve Makaay'ı transfer ettiler,sonra da Nuri Şahin'i...

 

Van Marwijk 2000 ve 2004 yılları arasında da Feyenoord'u çalıştırmış ve 2002 yılında takımına UEFA Kupası'nı kazandırmıştı. Daha sonra Bundesliga ekiplerinden Borussia Dortmund'u çalıştıran Marwijk, Alman ekibiyle de geçtiğimiz Aralık ayında yollarını ayırmıştı..Dortmund’a geldiği dönemde Nuri Şahin ve Nizamettin Çalışkan’ı A takıma çıkarmıştı.Nuri’ye birçok maçta şans veren ve onun parlamasında büyük pay sahibi olan bir hoca Marwijk…Genç futbolcularla çalışan,tecrübeli isimlerle gençleri harmanlamasını iyi bilen,taktiksel olarak üst düzey bir hoca…

 

 

 

 

Nuri ise Bert Van Marwijk Dortmund’dan ayrıldıktan sonra geçen sezonun ortasında göreve elen Teknik Direktör Thomas Doll'un gözüne girmeyi başaramadı. Geçtiğimiz günlerde başlayan Dortmund kampında da Doll'ün fikrini değişmedi ve Nuri’yi gözden çıkardı.Bu gelişme üzerine Nuri’yi eski hocası Van Marwijk Feyenoord’a çağırdı.Bundesliga'da forma giyen "en genç futbolcu" unvanını almasını sağlayan ve kendisine çok güvenen Dortmund'dan da eski çalıştırıcısı Bert Van Marwijk'in Nuri üzerinde ki emeği ve düşünceleri çok büyük. Nuri’de bunu bildiği için eski hocasıyla çalışmayı kabul etti.1 yıldır kötü bir form grafiği çizen Nuri’nin Van Marwijk ile tekrar kendini kanıtlayacağına inanıyorum.Van Marwijk daha önce Feyenord’da da Van Persie,Elmander,Buffel ve Ebi Smolarek gibi genç isimleri parlatmayı başarmıştı…

 

 

Sorsanız Şöhret Öldürdü Derler

 

Çorak bir yerde Aslan öldüğünde doğa kanunudur, Aslan öldükten sonra, etrafına gelen Akbabalar, sırtlanlar ve Çakalllar tarafından parça parça edilir ve yenir.Hayvanlar doğanın kanunları gereği bu şekilde karınlarını doyururlar, çünkü leş yiyicilerdir.Genç bir insan öldü geçen hafta,şarkıcı ve oyuncu Barış Akarsu,merhumun şarkılarını dinlemez ,oynadığı diziyi de izlemezdim doğruya doğru fakat bulunduğu yerlere tırnaklarıyla geldiğini ve kendi kulvarında çok başarılı olduğunu görmezden gelmiyorum. Akarsu hastahane de can çekişirken,gerçekten onu sevenler(!) hastahaneye hemen hücum ederken,bir takım insanlarda bu durumu kendi lehine çevirmeye, reklam , reyting ve paraya çevirmeye çalıştı.Aslında bu insanları ayırt etmek çok kolaydı,çünkü Aslan can çekişirken Akbabalar, sırtlanlar ve Çakalllar onun ölmesini bekler. Çakalda, sırtlanda,akbabada kendini gösterdi.Hepsini gördük,izledik ve okuduk.Bir insanın ölüsünden de dirisinden de nasıl menfaat sağlanabileceğini hepimiz gördük.Hastahane önünden yapılan canlı yayınlardan tutun,Akarsu ile çektirdiği görüntüleri satmaya kalkışanlara, can çekişen bir insanın posterini gazete yoluyla satmaya çalışanlara,dizisini tekrar tekrar yayınlatıp,klibini defalarca oynatanlara kadar hepsini gördüm.Hepside aslanın ölmesini bekliyordu,hepsi de leş yiyicilerdi.

 

 

 

Ben futbol yazan biriyim ama bu konuya değinmeden geçmek istemedim. Benim bu ölümden hiçbir kazancım ve menfaatim olamaz,peki neden yazdın be adam? diyebilirsiniz.Ben burada gözümüzün önüne indirilmeye çalışılan bir perdeden bahsetmek istiyorum.Benim Akarsu'nun ölümünden çıkartmaya çalıştığım en ufak bir menfaat olamaz,kaldı ki attığım başlık ve yazımın girişinde ki ana konu beni doğrular niteliktedir.Ortada çok ciddi bir trafik sorunu var,fakat bazı oluşumlar bu sorunu ve bu ölümü sanki bir şöhret ölümüymüş gibi göstermeye çalışıyor. Daha önce de yarışmalar sayesinde şöhret olup ölenlerden bahsediliyor ve bu ölümün asıl nedeni olan Trafik canavarının üstü örtbas ediliyor.

 

Çünkü Akarsu'nun ölümünde o yol şeridinde sinyal eksikliği yapan yetkilileri yazmak reyting getirmiyor. Çünkü trafik terörünü yazmak insanların ilgisi çekmiyor, bu yüzden yaratılan ortam gereği Akarsu'yu trafik terörü değil şöhret öldürmüştür farkındamısınız? Gözlerimizin önüne koyulan tabloya bakarmısınız? Neymiş efendim ani şöhret ölüm getiriyormuş, daha önce de bu türde şöhret olanlar ölmüş, ne kadar adice,ne kadar çakalca, sırtlanca bir reyting kaygısıdır bu böyle,insanın ölüsünden bile menfaat sağlamaya çalışıyorlar ama hayatımızın bir parçası olan bu trafik terörü gerçeği ile yüzleşebilecekleri hiç akıllarından geçmiyor mu? neden bunu basit bir sorunmuş gibi bu kadar küçümsüyorlar,her yıl 7000'e yakın insan trafik yüzünden ölüyor,o küçümsedikleri ve görmezlikten geldikleri trafik terörü bir bumerang gibi ya bir gün onlara dönerse bunu iyi düşünsünler...

 

Barış Akarsu'ya Allah'tan (c.c.) rahmet sevenlerine baş sağlığı dilerim...

 

 

E-mail: koraydusova@turksportal.net

 

 

Bu Makaleye Yapılmış Yorumlar
Yorum Yap
Yapılan Yorumlar
Makale ile İlgili İşlemler
Arkadaşına Gönder
Makaleyi Puanla
Yazarın Diğer Yazıları
Yükleniyor...