






| 1. | Brezilya Portekiz'i Fena Dağıttı |
| 2. | Arda: İspatlansın Futbolu Bırakırım |
| 3. | Dikkat! Fener Geliyor! |
| 4. | Real Madrid Deivid`in Mi Peşinde |
| 5. | Bayern Saç Baş Yoldurdu! |
Belli ki Bilic oyuncularına hususî taktik vermiş; “Son dakikaya girmeden sakın gol atayım demeyin”.
Yahut Rüştü, “Penaltılara gidecek kadar rutine bağlandıysa, mümkün değil kazanamayız bu maçı” diye düşünerek olaya el koymuş olabilir.
Ki, henüz çekirgenin, üçüncü zıplayışıyla tam bağımsızlığı (başına buyrukluk yahut) tescillenmemiş olsa da, İsviçre ve Çek maçlarının turnuvaya kattığı nüans herkesçe mâlum.
*****
“Ulan, bir üçüncü olur mu” şeklindeki milli hissiyat, dakikaların ilerlemesiyle yerini umutsuzluğa bırakıyor. Zirâ, bizde bir kıpırtı, henüz, yine, bittabi.. yok!
Sorun şu ki Hırvatlar’da da yok.
Tamam, direkten dönen topları, sıfır bölgesine yakın, yerden ortalarla yarattıkları ceza sahası içi karambolleri falan var.. Hatta bizim de enfes bir ceza sahası dışı şutumuz var.. Ama bunlar, en hımbıl futbol izleyicisinin bile fark ettiği maç kazanma azminin tetiklediği pozisyonlar değiller, belli.
UEFA yeni bir kaide yumurtlamış olabilir; “Eleme turlarında maçlar golsüz biterse iki takım birden tur atlar”..
Sanmıyorum, olsa bilirdik; fazla karmaşık bir formül değil.
Şu halde bizimkiler maç çevirmekten, Hırvatlar da efendi efendi oynayıp kazanmaktan yorulmuş.
*****
Aurellio’nun yokluğunda, bu sefer göbekten Hamit takviyeli orta saha ve Sabri’nin bile kademesine giren Hakan Balta yardımlı revire dönmüş savunma bir şekilde ayakta duruyor.
Her biri bir saatli bombadan müteşekkil ofans hattının ise müzmin beslenme sorunları devamda..
Oyun kursunlar diye takıma çağrıldıkları bilinen iki oyuncu da sakat; daha beteri, hal-i hazırda tüm galibiyetlerimizi bu ikisinin olmadığı maç/dakikalarda almışız.
Kalede yeni çılgının cezası nedeniyle eski çılgınlardan Rüştü var. Ha bire şişirip duruyor; rakip orta alana, rakip savunmaya, rakip kaleciye, rakip taraftara… Adına hâlâ karar verilememiş mucizenin herkes farkında ise, belki de Rüştü gol atmaya çalışıyor; deniyor, deniyor, deniyor…
*****
Hırvatlar’dan ümidi kestik, son bir gaz saldırıyoruz. Hatta Mehmet Topal çıkıyor, Semih giriyor. Rutin giden bir maçı kazanamayacağımızı bilir gibiyiz: Rakip kale ablukada.. Çok ciddi kontra verdiğimiz de söylenemez.. Tuncay şut çekiyor.. Abartıyoruz..
Faydasız… Bu bize lazım olan şok değil; gol bile yemedik daha.
90 bitti, 120 bitecek.. Bir şeyler yapmalıyız.. Biri bir şeyler yapmalı.. Bir şeyler yapmalısın Rüştü..
*****
Hikâyenin sonunu biliyorsunuz. Ama bu noktada sorulması gereken birkaç soru var:
- Klasnic’in golünden sonra topu kaleden çıkarıp santraya yetiştiren Nihat ve Arda nasıl bir malumata haizdir?
- Slaven Bilic’in; Klasnic’in golünde seviniş şekli “İşte bu gol, bu dakikadan sonra çıkmaz”, Semih’in golünde delirip hakeme saldırışı ise “Hayır, benim hesabım doğru, sen hesabın yanlış” hislerinin dışavurumu mudur?
- Almanya maçını da Rüştü’ye atılan bir geri pasın rakip kalede gol olmasıyla kazanır mıyız acaba?
- Löw’ün Türkiye geçmişi zihninde panzehir gibi duruyordur da (Adanaspor’dan bile kovuldu), Kuhn ve Brückner’in akıl sağlığı yerinde midir? Zira Bilic, maç çıkışı cin çarpmış gibiydi..
![]() |
Arkadaşına Gönder |
Yazılım ve Tasarım: Turksportal İnternet Grubu
Hakkımızda | Reklam | Kullanıcı Sözleşmesi | Haber Paylaşım Servisi
Alt/Kardeş Sitelerimiz: Football Manager | Futbol | Forum | Maviboyut | Burçlar
Bu siteyi ziyaret eden herkes kullanıcı sözleşmesindeki şartları koşulsuz olarak kabul etmiş sayılır.
Turksportal.net en iyi 1024*768 ve üstü çözünürlüklerde görüntülenir. Microsoft İnternet Explorer 6.0, Opera 9 ve Mozilla 1.7 tarayıcılarında test edilmiştir.
Bu site XHTML 1.0 ve CSS 2.0 kurallarına uygun kodlanmıştır.
Bu sayfa 0,016 saniyede oluşturuldu.
